24 Mart 2012 Cumartesi

FASSBİNDER ANEKDOTU

25.02.11, 11:05.

FASSBİNDER ANEKDOTU

Rumelihisarı sahilinde yıllardır rakı içen, yaşlı Ermeni bir amcam vardır. Hatta bende fotoğrafı da var. Rumelihisarı sahilinde konuştuğum tek kişi odur.

Dün onunla aşağıdan yukarıyaki Tarlabaşı durağında karşılaştık. Ben otobüsten indim, o otobüse binecekti. Ayaküstü 5 dakika konuştuk. Benim orada olmam, yalnızca kelle paça içmeye karar vermemle ilgiliydi, çünkü ucuz ve tadını sevdiğim tek kelle paça satan lokanta o civardaydı.

Bu durumlara ben ‘Fassbinder Denklemleri’ diyorum genelde ama bu kısa bir plan olduğu için bir ‘Fassbinder Anekdotu’ oldu.

Karısı da hastaymış, o da hastaymış ki zaten kanser atlattığını biliyorum. Yaşları 70’in üzerinde, kimleri kimseleri yok. Benim de öyle.

Ben de hastayım. Yaşamımın en hasta kışını geçiriyorum.

Konuştuğumuz 5 dakika yalnızca hastalık üzerineydi ve neredeyse kar yağacaktı bir havaydı.

Politik durumun yalnızlığa gömdüğü (o Ermeni, ben ateist / marjinal) 2 yaşlı adam, önlerindeki ölümle yüzyüze, arkalarında politik ölüm tehlikesi içinde bir sohbet yaptı:

Abartısız, sade, düz ve kılıç kadar keskin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder