24 Mart 2012 Cumartesi

TERATOLOJİ

Teratoloji ucubeyle uğraşan bilim dalıdır.

Ben bir ucubeyim. Daha doğrusu, kendimi bildim bileli, kendimi öyle hissettim.

Kendimi ucube hissettiren şeyin ne olduğunu, 48 yıldır tam olarak çıkaramadım.

Öncelikle, şiddetseverlik var:

3-13 yaşlarım arasında, her kurban bayramında, dedemin ve bir eniştemin kestiği, 2 tane koyunun kesilmesini, kanının akıtılmasını, derisinin yüzülmesini, organlarının çıkartılmasını, sonunda da kavurma için, etlerinin kıyım kıyım doğranmasını, saatlarca zevkle seyrederdim.

9 yaşımda korku dergilerini keşfettim. Oradaki şiddet beni kendine çekerdi ki iyi çizilmiş grafik romanlar hala aynı etkiyi yapar.

9 yaşımda ‘Tek Kollu Kahraman’ı, yani Wang Yu’u keşfettim. Uzakdoğu şiddetinin estetiğine hep hayran oldum. Şimdilerde tercihim, animeler ve Japon şiddet filmleri.

24 yaşımda 1 kadavra doğrama olanağını buldum.

Sonrasında, kendimi hiç insan gibi duyumsamadım. Beyin gibi duyumsadım ama gerisi bana boş geldi. Bunda, ağır hastalıklı çocukluğumun beni iç organlarımı yok saymaya götürmesinin payı var. Zihinsel bir bozukluk olarak, bazı organlarını yok sayma, psikotik körlük gibi durumların varlığını biliyorum.

Ancak bunlar, durumumu açıklamak için yetersiz.

Ucubelere hep ilgi duydum. Hem statik, hem dinamik olanlarına. Yani; hem bedensel bozukluklara, hem de yürüme bozukluğu gibi, nörolojik olanlarına. Hala da öyledir.

Kendimi onlarla özdeşleştirdim. ‘Mars’ta Bir Antropolog’ gibi insanları taklit ederek, aralarında görünmez olmayı öğrendim.

Zihinsel rahatsızlıklarım var: Temelde; paranoit, melankolik, katatonik karışımı bir şizofreni. Ancak, bendeki şizofreni kognitif eylemlerimi engellemiyor, tam tersine beni hiperkognitif yapıyor ki bu zihinbilimsel literatüre aykırı bir durum ama kendi durumumu  kendim böyle tanımlıyorum.

Hala bende neyin ucube olduğu belli değil.

‘Algernon’a Çiçekler’deki Charlie’yi çevresi ucube bulur, hem gerizekalı iken, hem de ilerizekalı iken. Eskiden ucubeliğimin bunun benzeri bir şey olduğunu sanırdım. Değilmiş. O deha iniş çıkışlarını kezlerce yaşadım, hatta bunamayı atlattım ama kendimi hala bir ucube gibi hissediyorum.

Temel neden sevme becerimin sıfır olması olabilir ama bu bana mantıklı gelmiyor, çünkü aslında dünya öyle insanlarla dolu.

İkinci Sanayileşme’nin öncü 9 altkültürünü aşırı savunmanın bunu yarattığını da düşündüm. Örneğin, ölümsüzlüğün mümkünlüğünün takıntısını. Ancak onlar artık uygulanıyor ama ben hala ucubeyim.

Teratoloji üzerinden, bu sorunun yanıtını bulacağım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder